15 Ağustos 2019 Perşembe

BİR AVUKATIN DAVA ÖNCESİ ARAŞTIRMA NOTLARI 1

  1. Müvekkil garantisi devam eden aracında problem olduğunu ve servise verdiğini söyledi. Olası sorunlara karşı hazırlıklı olmamı istedi. Aylık ücret ile çalışıldığı için ücret sözleşmesi veya ücret mutabakatı yapmadım.  
  2. Kendisine meselenin iki boyutu olduğunu söyledim. Teknik boyut, hukuksal boyut. Teknik boyutu yani araçtaki arızanın niteliği, bu arızanın bedel iadesine yol açıp açmayacağını bilemeyeceğimi, bu konuda gerekirse bu işlerden anlayan bir teknik personelden destik alacağımızı söyledim. Hukuksal boyutu ise ertesi gün inceleyeceğimi, garanti ile ilgili yönetmelik olduğunu, güncel haline ve güncel Yargıtay kararlarına bakmam gerektiğini söyledim.
  3. Risk almamak için aracın garanti kapsamında servise bırakılmasına karar verdik.
  4. Kendisinden araçla ilgili varsa sözleşme, garanti belgesi, servis formu vs istedim. Gönderilen belgeleri inceledim.
  5. Sonrasında Garanti Belgesi Yönetmeliği ile Satış Sonrası Hizmetler Yönetmeliğine baktım. Çünkü cep telefonumda sorun yaşadığımda haklarımı öğrenmek için araştırma yapmıştım ve böyle bir yönetmelik olduğunu biliyordum. (genel kültür ve kendi işin için de araştırma yapmanın önemi)
  6. Her iki yönetmeliğin güncel haline bakmak için http://www.mevzuat.gov.tr/ adresini kullandım.
  7. Satış Sonrası Hizmetler Yönetmeliği madde 10 ve eki tablo uyarınca binek otomobili azami tamir süresinin 30 iş günü olduğunu öğrendim.
  8. Müvekkilim kendisine yedek araç verilip verilmeyeceğini merak ediyordu, Satış Sonrası Hizmetler Yönetmeliği madde 11/d'de, "Garanti kapsamı içindeki malların arızasının on iş günü içerisinde giderilmemesi halinde üretici veya ithalatçının; malın tamiri tamamlanıncaya kadar, tüketiciye benzer özelliklere sahip başka bir malın verileceğine dair bilgi" ibaresinden en geç 10 iş gününden sonra araç verilmesi gerektiğini öğrendim. (Satıcı ile tüketici arasındaki garanti belgesinde daha lehe hüküm konulması da mümkün.)
  9. Daha sonra Tüketici Kanunu'na daha sonra da Yargıtay kararlarına ve internet forumlarına baktım. İlginç, daha önce okumadığım, bilmediğim Yargıtay kararlarına denk geldim, bir iki örnek bu yazının sonunda.
  10. Bir konuyu karar ile anlatmak zor. Türkiye'deki tüm araç fiyatları yabancı para üzerinden belirlenmesine rağmen yazılı sözleşme olmaması, faturaların da Türk Lirası üzerinden düzenlenmesi nedeniyle ne yazık ki ayıp nedeniyle bedel iadesinde yabancı para talep etmeniz çok zor. Bu nedenle, eğer yabancı para talep etmenin koşulları yoksa (mesela faturanın yabancı para üzerinden düzenlenmesi), ayıpsız bir misli ile değiştirme talebi müvekkilin lehine olacaktır. Bu dava 6 yılda kesinleşir o zaman da o model üretilmez dediğinizi duyar gibiyim. Sorunuzun cevabı aşağıda, Yargıtay kararları kısmında.
  11. Tüm bu araştırmalar sonrasında, https://www.youtube.com/watch?v=notcBfX-2yM linkindeki videoda belirtildiği şekilde uyuşmazlığın hukuksak özünü belirledim.
  12. müvekkilime e posta atıp kısa ve özlü bilgi verdiğim. Hangi yollar izlenecek, dava açılırsa nerede açılacak, ortalama masrafı nedir, dava ortalama ne kadar sürer, dava sonunda ne elde edebilir, kaybedersek karşı taraf vekalet ücreti ne olur vs
  13. Genel çalışma sıralamam bu. Ama uyuşmazlık hiç bilmediğim bir konu ise Google'a sorarak da işe başlayabilirim. Onu da ikinci yazımızda paylaşalım.
  14. Başta yazacaktım ama sona sakladım. Birçok meslektaşımızın yaptığı gibi hemen telefona sarılarak arkadaşlarıma sormadım, faceboktaki hukuk gruplarında başlık açarak yardım istemedim. Belki biraz zamanımı aldı, yoruldum ama konuyu kaynaklarından öğrendim. Müvekkilim soru sorduğunda ona güven verecek şekilde konuya vakıf oldum. Tek kullanımlık değil, yıllarca işime yarayacak bir bilgiye sahip oldum.

"...Somut olayda; ayıplı aracı teslim yükümlüsü olan ilamdaki davacı ... tarafından ayıpsız aracı iade yükümlüsü olan ilamdaki davalı ...... aleyhine 09.02.2015 tarihinde başlatılan takipte borçluya icra emrinin tebliği üzerine borçlu tarafından takip konusu aracın ayıpsız mislinin elinde olmadığının 19.03.2015 tarihinde bildirildiği, yine yargılama aşamasında renault marka araçların .... genel distribörü ve ithalatçısı olan .....yazılan müzekkere cevabında üretimden kaldırılmış olan ithal scenic modelin ... satışının yapılmadığını,üretimi ve satışı bulunmayan 2012 model aracın eş değer 2015 modeli ile 2012 modeli arasındaki donanım farklarının belirtildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda 2012 model aracın mislinin üretilmediği dosya kapsamında sabittir. Yukarıdaki düzenlemede açıklanan haciz tarihi aracın aynen teslimi için verilen 7 günlük sürenin sona erdiği tarihtir. Borçlunun ayıpsız aracın elinde olmadığını bildirdiği tarih itibariyle değerin tespitinin yapılması gerekeceği, bu tarih de icra emrinin tebliği üzerine borçlunun ayıpsız mislinin elinde olmadığını bildirdiği tarihtir. Ayıpsız misli ile değiştirilmesine karar verilen takip konusu ilamdaki 2012 model aracın mislinin üretilmediği, fakat aracın üretimine devam edilmesi nedeniyle muadili olarak iadesi gereken tarihteki modelinin (2015 yılı) donanım farklarının tek tek ve fark miktarlarının neye tekabül ettiği de açıklanarak 2012 model araçta bulunmayan donanım farkları tutarı düşülerek iade konusu aracın değerinin bilirkişi tarafından belirlenmesi gerekir
Mahkemece her ne kadar aracın 2015 modelin mevcut olması nedeniyle ticaret odasının yazı cevabında bildirilen 2015 model aracın değeri kabul edilmiş ise de ticaret odasından 2015 model araçla ilgili verilen yazı cevabı ve bunun esas alındığı muhtıra şikayet konusu yapıldığından icra mahkemesince yukarıda belirtilen koşullarda inceleme yapılarak sonuca gidilmelidir. Bu nedenle mahkemece aldırılan bilirkişi raporu açıklanan ilkeler kapsamında değerlendirilerek ve gerektiğinde ek rapor da alınmak suretiyle sonuca gidilmesi gerekirken icra mahkemesince bu hususlar göz ardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir..." 
12. Hukuk Dairesi, 2018/5679 E.,  2019/2560 K.
 
"....Takip konusu ilamda araç bedelinin tahsili, açılan davada ayıplı olduğu iddia edilen F____ marka S____ 5D 1.6 Active tipi, 39____ plakalı otomobilin davacı (takip alacaklısı) tarafından iadesi koşuluna bağlanmıştır. Alacaklı bu koşulu gerçekleştirdiğini ispat etmedikçe lehine hükmedilen alacak için takip başlatamaz...
Bir başka anlatımla ilam içeriğine göre alacaklının bedelin tahsilini isteyebilmesi için, öncelikle kendisine düşen, ilamda belirtilen ayıplı aracın iadesi edimini yerine getirmesi şarttır. (HGK 24.02.2010 tarih 2010/12-106 E - 2010/107 K.) Somut olayda, alacaklının paranın tahsili için takibi başlatmadan önce aracı borçlulara teslim ettiği ya da icra müdürlüğüne teslim için hazır ettiği anlaşılamamaktadır. O halde mahkemece yukarda açıklanan sebeplerle borçluların şikayetinin kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle reddi yönünden hüküm tesis edilmesi isabetsizdir..."
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2012/3129, K. 2012/3582, EK-1, aynı yönde Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2018/5780 

"...Mahkemece ayıplı aracın iadesine karar verildiğine göre birlikte ifa kuralı gereğince davalı lehine hükmedilen bedele, aracın fiilen davalıya iade edilip teslim edildiği tarihten itibaren faiz yürütülmesi gerekirken bu yön gözetilmeden daha önceki bir tarihten itibaren faiz yürütülmesine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir..." Yargıtay 19.Hukuk Dairesi, Esas: 2013 / 17670, Karar: 2014 / 508, Karar Tarihi: 06.01.2014

"...6100 sayılı T.B.K 97. maddesi (Eski B.K. 81. md.) uyarınca birlikte ifa kuralı gereği tarafların edimlerini karşılıklı olarak yerine getirmeleri esas olup, mal iade edilmeden faiz talebinde bulunması mümkün değildir. Somut olayda mahkemece, ödenen satış bedeline aracın davalılara iade tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken, satış bedelinin davalılara ödendiği tarihten itibaren faize hükmedilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, usulün 438/7.maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekmiştir...temyiz olunan kararın hüküm kısmının 1 (bir) no’lu bendinde yer alan “30.000,00 TL satış bedelinin satış tarihi 30.12.2010 tarihinden itibaren” cümlesindeki “satış tarihi 30.10.2010 tarihinden’’ ibaresinin hükümden çıkartılarak yerine “.. aracın iade tarihinden“ ibaresinin yazılmasına, hükmün düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA..." Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, 2015/31833 E.,  2018/454 K

"...Ayrıca sözleşmeden cayma durumunda, araç ayıplı dahi olsa alıcının tasarrufunda bulunduğu sürece satıcı veya sağlayıcının faiz ile sorumlu olmayacağı kabul edilmektedir. Arızanın niteliği itibariyle, aracın kullanımına engel teşkil etmediği ve aracın davacı tarafından yargılama süresinde devamlı kullandığı durumlarda bunun menfaatler dengesine ve hakkaniyete uygun olduğu şüphesizdir. Ne var ki aracın ayıp sebebiyle hiç kullanılmadığının sabit olduğu veya ayıplı aracın, satıcıya veya ifa yardımcısı durumundaki yetkili servislerine veya mahkemece belirlenen tevdii mahalline teslimi durumunda satıcının temerrüde düştüğünün dolayısıyla faiz ile sorumlu tutulması gerektiği sonucuna varılmıştır. Somut olayda arızanın mahiyeti itibariyle davacının aracı kullanmaya devam ettiği anlaşıldığına ve araç iade edilmediğine göre faiz talebinin reddine karar verilmesi gerekirken dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi doğru görülmemiştir..."
Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, E. 2011/5292, K. 2011/8219, T. 20.6.2011

8 yorum:

  1. Üstadım bu yazınız da diğerleri gibi oldukça faydalı olmakla birlikte ufkumuzu genişletti. Paylaşımlarınızdan ötürü teşekkür ederiz. Allah işinizi gücünüzü rast getirsin.

    YanıtlayınSil
  2. Paylaşım için teşekkür ederim.çok yararlandım

    YanıtlayınSil
  3. paylaşımınız için teşekkür ederim."Tek kullanımlık değil, yıllarca işime yarayacak bir bilgiye sahip oldum." işin özü bu olsa gerek.

    YanıtlayınSil
  4. Blog sayfasını sık kullanılanlara ekledim ve yer işareti koydum.

    YanıtlayınSil