6 Ekim 2011 Perşembe

YENİ ANKARA ADLİYESİ 1

Bugünlerde Ankara Adliyesinde en çok konuşulan konu yeni HMK kuşkusuz. Ancak sohbetlerde konu bir şekilde yeni Ankara Adliyesi’ne geliyor. Yaklaşık 10.000 avukata hizmet verecek bir adliye konusunda avukatların bilgiye dayanmadan, dedikodular üzerinden sohbet etmesi üzerinde önemle durulması gereken bir konu. Dedikodulara gelirsek, şap Enstitüsü’nün yerine yapılacakmış; izin çıkmamış, halin bulunduğu arazi küçük kalmış, hem de yeni Sincan Adliyesi’ne yakın olduğundan olmazmış, Konya yolundaki Migros AVM’nin arkası da olabilirmiş, aslında adliye yerinde duracakmış, Danıştay taşınınca Danıştay binasını ek bina olarak kullanacakmış…

Neyse ki bazen iş gören bir Bilgi Edinme Hakkı Kanunumuz var[1]. Adalet Bakanlığı’na sorduk, cevap istedik:

Kemal Vuraldoğan'ın 22.08.2011 tarih ve 4633 nolu başvurusu.

Ankara ilinde yeni Adalet Binası yapımının arsa ve ihtiyaç programı çalışmaları devam etmektedir.23.08.2011

Teknik İşler Dairesi Başkanlığı
Plan Bütçe Şube Müdürlüğü

Cevaptan anladığımız kadarıyla Adalet Bakanlığı gerçekten yeni Ankara Adliyesi için arayış içerisinde.

Bu arayışın, bu sürecin tek başına Adalet Bakanlığınca yürütülmesi ne Avukatlık Kanununa ne de olması gerekene uygundur.[2] Çünkü yeni Ankara Adliyesinin kurulacağı yeri bilmek, bürosunu taşıyacak, yeni büro kiralayacak, ev satın alacak, büro satın alacak, evini taşıyacak meslektaşlarımızı doğrudan etkileyecek. Ayrıca kurulacak adliyedeki kamusal alanların, - duruşma salonundan tutun da, tuvalete, merdivene kadar - tasarımında avukatın ve avukatın meslek örgütlerinin söz sahibi olması lazım. Sadece bu da değil, bugünden ulaşım, otopark, kırtasiye, yemek gibi günlük ihtiyaçların adliye çevresinde nasıl karşılanacağının planlanması gerekmekte. Gelelim en önemli soruna: yeni Ankara Adliyesi’nin kurulacağı alan 10.000 avukatı barındıracak yaşam alanına sahip midir? Bir anda 10.000 avukata yetecek kiralık ve satılık büro bulunabilecek midir? Bu konudaki düşüncelerimizi ikinci yazımızda detaylı olarak paylaşacağız. Ama öncesinde avukatın meslek örgütlerinin bu sürecin dışında tutulmasının üzerinde durmak istiyoruz.

Hukuk kurallarının etkin uygulanabilmesi için düzenlediği alanın sosyal gerçeklikte bir karşılığının bulunması gerekir. Bu nedenledir ki Avrupa’dan ithal ettiğimiz kanunların kaynak ülkesindeki uygulaması ile ülkemizdeki uygulaması örtüşmemektedir. Bu giriş, avukat yargının kurucu unsurudur yolundaki düzenlemenin ülkemiz insanları ve yargı çalışanları (avukat, hakim, katip, mübaşir savcı vs) tarafından içselleştirilmediği yolundaki kanaatimizden kaynaklanmaktadır. Hatta bizzat avukatlar ve avukatın meslek örgütleri avukatın yargının kurucu unsuru olduğuna ne yazık ki inanmamaktadır. Bu savımızı birkaç örnek üzerinden kanıtlamaya çalışacağız.

Son birkaç yılda başta Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Sincan Adliyesi, gibi yargı organları/mekânları taşındı/taşınacak/açıldı. Bu mekânların tasarımı, kullanımı, bu mekânlar etrafında oluşan sosyal yaşamın planlanması konusunda avukatların, avukatların meslek örgütlerinin görüşüne başvurulduğuna veya avukatların, avukatların meslek örgütlerinin bu sürece katılmak için çaba gösterdiğimize dair hiçbir duyuru veya açıklamaya ne Ankara Barosunun ne de Türkiye Barolar Birliği’nin internet sitesinde rastlamadık. Haksızlık yapmamak için bu satırları yazarken http://www.barobirlik.org.tr/ adresindeki arama kutusuna adliye yazdığımızda, TBB Başkanının ancak adliye açılışlarında, oldu da bitti maşallah aşamasında hatırlandığını[3], kurdeleyi kesip döndüğünü, Danıştay yazdığımızda, yeni avukat kart satımını arttırmaya yönelik yazının Danıştay’a gönderildiğini[4], Yargıtay yazdığımızda, Yargıtay’daki avukat odalarının TBB tarafından yenilendiğini, Yargıtay Başkanlarının TBB’yi ziyaret ettiğini[5], Sincan yazdığımızda, Sincan Adliyesi Avukat Giriş kapısına kurulan turnikelerin Yeni Avukat Kimlik Kartı ile entegrasyonu işleminin tamamlandığını öğrendik. Hani şu avukatın parasıyla alınıp TBB’nin imzaladığı ezik protokolle adliyenin demirbaşı yapılan turnikelerin.[6] Ama avukat yargının kurucu unsuru olarak kabul edilmediği için ne Yargıtay’ın, ne Danıştay’ın, ne de Sincan Adliyesi’nin tasarımında, planlanmasında, kullanılmasında bizlerin söz sahibi olamadığını, olmak için çaba da göstermediğini de öğrendik.

Kaldı ki yargı UYAP’ta konumlanırken, yargının diğer kurucu unsuru hakimlerin önüne konan monitörleri TBB’nin ezik protokolüyle biz satın aldık, bakımını onarımını biz üstlendik, adliyenin demirbaşına kaydetmeyi de unutmadık. Bakanlık ve TBB bizleri yargının kurucu olarak görmediği için haklı olarak UYAP’ı bizler için ücretli yapmaya kalktılar.

Avukatın yargının kurucu unsuru olmadığı yolundaki sosyal gerçekliği değiştirmek ise bizlerin elinde. Bu işe,

1. Yeni HMK’yı hakimlerden daha iyi uygulayarak,

2. Yeni HMK’yı avukatların daha iyi uygulaması için Bilgi Edinme Hakkı Kanunu ile Avukatlık Kanunu madde 2’deki avukatın bilgi alma hakkının kullanılmasının[7] önündeki tüm engellemeleri kaldırarak[8],

3. Ücretli UYAP’ı fikir babalarına iade ederek,

4. Yeni Ankara Adliyesi’nin tasarımından, tamamlanmasına, tamamlanmasından işletilmesine kadar her aşamasında etkin rol oynayarak,

başlayabiliriz.

Peki, ciddiye alınır mıyız? Adliyenin adil yargılanma/adalet idealine ulaşmak için kurgulanan kamusal bir alan olduğunu anlar, bu kamusal alanda tüccar baro/turnikeci TBB olarak var olma ısrarımızdan vazgeçersek neden olmasın…

Ankara, Ekim 2011.


--------------------------------------------------------------------------------

[1] Konu TBB ile baro kartın kullanım hakkını verdiği anonim şirket olduğunda bu kanun anılan şirketin adını öğrenmeye bile yetmiyor. TBB Başkanı Sayın COŞAR bu konudaki bilgi edinme taleplerimizi reddediyor. Kanun gücünü ancak Başbakanlık Bilgi Edinme Değerlendirme Kurulu’na itiraz aşamasında gösteriyor.

[2] Eğer avukat gerçekten yargının kurucu unsuruysa, kurucu unsuru olduğu yargının yaşam alanında, yargı hizmetinin sunulduğu adliye binalarında, hem tasarım hem de hizmet aşamasında söz sahibidir. Kaldı ki Avukatlık Kanunu uyarınca her adliyede baroya yer ayrılması gerekmektedir. Bu yer tahsis edilmeden sahibinden fikir alınması gerekir.

[3] http://www.barobirlik.org.tr/Detay.aspx?ID=9020&Tip=Haber Tbb Heyeti Amasya Barosu'nun Yeni Hizmet Birimlerinin Açılışına Katıldı, http://www.barobirlik.org.tr/Detay.aspx?ID=9300&Tip=Haber Erzincan Barosu “Hizmet Binası”nın açılışına katılmak üzere Erzincan’a giden Türkiye Barolar Birliği Başkanı… ,

[4] http://web.e-baro.web.tr/uploads/00/Haberler/Belgeler/KimlikKarti/20101230_danistaya.pdf

[5] http://www.barobirlik.org.tr/Db2TableSearch.aspx?s=yarg%fdtay

[6] http://web.e-baro.web.tr/uploads/00/Haberler/Belgeler/TBB/Bakanlik_TBB_Protokol_02052011.pdf

[7] Bu konudaki bir çalışmamız için, http://www.turkhukuksitesi.com/makale_207.htm

[8] Bilgi Edinme Değerlendirme Kurulu’na üye vermesine rağmen avukatlara bilgi vermekten kaçan mevcut TBB’nin özeleştiri yapmadan bu işin altından kalkabileceğine inanmıyoruz.

4 yorum:

  1. Avukatlar birlikte hareket ederek elele verirse bir çok sorun çözümlenebilecektir. Kemal Vuraldoğan'ı tebrik ediyorum.

    YanıtlayınSil
  2. Selamlarımla Burçin Tarkan Sözer

    YanıtlayınSil